24 11 2011

Çocuğu Kim Müslüman Yapar

  ÖZELLİKLE AHİR zaman şartlarında, mü’min anne-babaların sıklıkla dile getirdiği bir endişe vardır. Zamanın kötü olduğundan, giderek daha da kötüleştiğinden hareketle başlayan tahliller, gelir, anne-babanın çocuğuna muhakkak sahip çıkması gerektiği, aksi halde yoldan dinden çıkmasının çok kolay olduğu noktasına kadar dayanır. Böylesi bir tahlilden hareketle geliştirilen tedbirler ise, sıklıkla, kötü bir sonla biter. Aksi takdirde kötü yola düşer endişesiyle iradesine ‘din namına’ âdeta ipotek konulan çocuk, belli bir yaşa geldiğinde, belki de sırf evvelce maruz kaldığı bu baskı yüzünden hakikate karşı duygusal bir tepki geliştirir. Ya büsbütün karşı, ya lâkayt bir tutum almayı seçer. Zamana, ahir zamana, ortamın ne kadar kötü olduğuna, böyle bir zamanda çocuk yetiştirmenin ve onları doğru yolda muhafaza etmenin zorluğuna dair bir söz, yazı veya söylem ile ne zaman karşılaşsam, aklıma taşıdığı isim ve içerdiği mesaj itibarıyla bu zamana bilhassa bakıyor olduğunu düşündüğüm Rûm sûresinin âyetleri gelir. Özellikle de, zihnimde ‘30:30’ diye kodladığım âyet. Otuzuncu sûre olarak Rûm sûresinin otuzuncu âyeti, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamın şahsında bütün mü’minlere hem bir davet, hem bir müjde yüklüdür. Âlemlerin Rabbi, peygamberin şahsında mü’minlere “Sen yüzünü hanîf olarak dine çevir” buyurur; ve sonra, ‘yüzümüzü hanîf olarak dine çevirmenin’ nasıl gerçekleşeceğini gösterir: “Allah’ın fıtratına ki, O insanları bu fıtrat üzere yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında bir değişme bulamazs... Devamı

24 11 2011

Cennet dostum Döndünün benim için paylaştığı bir yazı:) Allah ra

ALLAH AŞKI İÇİN BİR DAMLA GÖZYAŞI Bir damla gözyaşı olup gözlerden akmasa bile; belki bir zerre tefekkür olup, yüreklerden akar ümidiyle… Evet ben aşktan söz edeceğim bu yazıda. Ama aşkların en güzelinden, aşkların en büyüğünden, aşkların en anlamlı olanından…Yani; Aşk-ı Hüsna’dan…Dinlemek ister misin? O zaman birkaç dakikanı ayır ve aşağıdaki yazıyı oku. Ama sadece gözlerinle değil, yüreğinle de oku. Çünkü bu sadece bir yazı değil, bir Aşk. Ve unutma Aşk gözle değil, yürekle okunur !!!     :::::::::::::::::::::::::::::::::::::: AŞK-I HÜSNA ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: Hidayet… Evet, görünürde tek bir kelime belki ama aslında öyle çok şey ki!... Bu tek kelime; her türlü kötülükte yarışan, işe yaramaz, Rahman’dan bihaber, iyilikten bihaber, hatta sevmekten bile bihaber bir avareye bile aşkı öğretiyor. Şu belki de hiçbirimizin hak etmediği halde, En Cömert olanın, cömertliği ile yüreklerimize karşılıksız olarak konuluverilen aşkı ...Yani; Aşk-ı Hüsna yı !!! Ve o avare insan bir anda, yaşamın anlamını, ölümün manasını, hayatın değerlerini, her iyiliğin bir hayır ve her hayrın bir sevap olduğunu öğrenip,hayırda yarışanlardan, yani o yüce zikirde bahsedilen insanlardan biri oluveriyor bu aşkla.… Yaşamı baştan sona değiştiren ve belki de, yaşanılanları ve yaşanacakları tümüyle doğrudan etkileyecek olan tek şey bu aşk. Evet..Günahkarlığının farkında bile olamayan aciz herhangi bir İNSAN olmaktan, “Cennette onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: “Hidayetiyle bizleri bu nimete kavuşturan Allah’a hamd olsun! Allah bizi doğru yola... Devamı

24 11 2011

Hz. Aişe annemiz (r.a) anlatıyor:

Hz. Aişe annemiz (r.a) anlatıyor: Bir gece Hz. Peygamber’in (a.s.) yanına vardım. Namaz kılıyordu. Sanki atılmış bir elbise gibi secdeye kapanmıştı. Duydum ki şöyle dua ediyordu: Bütün varlığım ve hayalim Sana secde etti. Kalbim sana iman etti. Rabbim, işte ellerim… Nefsim üzerine koruyucu değiller. Ey bütün büyük şeyler için kendisine ricada bulunulan Azîm, Büyük günahlarımı bağışla! Secdeden başını kaldırdıktan sonra bana şunları söyledi: Cebrail (a.s) geldi ve “Secdende bu kelimelerle dua et!” diye emretti. Öyle ki, bu kelimeleri her kim secdede söylerse, daha secdeden başını kaldırmadan affedilir. (Ahlaku’n Nebi, III, s.169) Devamı

24 11 2011

Bostan ve Gülistan” kitabının yazarı Sadi Şirazi’nin "Cennet sev

Bostan ve Gülistan” kitabının yazarı Sadi Şirazi’nin "Cennet sevmeyi bilenlerindir." sözünü ilk duyduğumda “ne çok şey anlatıyor” diye düşünmüş ve çok beğenmiştim. "cennet sevenlerindir" demiyor, "sevmeyi bilenlerindir." diyor. Arada çok büyük bir fark var."Sevmek" dilimizden düşmeyen; ama bir türlü özüne inemediğimiz kelime: Allah’ı sevmek, peygamberi sevmek, dinini sevmek, anneni sevmek, çocuğunu sevmek, eşini sevmek… Hepsi sevmeyi biliyorsan değerli ve anlamlı. Kuru boş seviyorsan bir anlamı yok. Allah(c.c)ı sevdiğimizi iddia ediyorsak; fakat Yaradan’ımızın sevmediği işleri sürekli yapıyorsak, bu sevgi gerçek olabilir mi? Bir anlamı olabilir mi? Seven çok; ama sevmeyi bilen az. Hele bu devirde sevgi enflasyonu yaşıyoruz. Sevginin her yerde adı var, kendi yok. Her şeyin ilmi vardır, sevmenin de. Sevmeyi tamamlayan şey sevmeyi bilmektir. Sevgi ilminin de ilk maddesi, sevgimizden bencilliği çıkarmak olmalı. Sevdiğimizi kendi canımız istediği gibi değil, sevdiğimizin hoşuna gittiği gibi sevmek. Onu hoşuna gideceği şekilde sevmek için de tanımak gerekir. Nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını bilmek gerekir. Sevdiğini önemsemek gerekir. Eşimizi çok seviyorsak; fakat onu düşünerek hareket etmiyorsak, bu sevginin ne kadar anlamı olabilir? Sevgi sevinç vermeli. Sevdiğimizin mutluluğu, sevinci, bizim için önemli değilse sevgiden söz edebilir miyiz? "Ben onu çok seviyorum, o ister mutlu olsun ister olmasın, önemli olan benim mutluluğum." diyen birinin sevgisine kim inanır? "Çocuğumu çok seviyorum." deyip onunla ilgilenmiyorsak, birlikte zaman geçirmiyorsak, çocuğumuz sevgimize inanır mı? Kadınlar ve erkekler sevgiyi farklı algılıyorlar: Kadı... Devamı

24 11 2011

Birgün Hz.Peygamber Muhammed As. ashabıyla otururken

Birgün Hz.Peygamber Muhammed As. ashabıyla otururken, şeytan gayet çirkin bir görünüm ile huzuruna gelerek; -Ya Muhammed, Allah bana emir verdi bu gün ne sorarsan doğru cevap vereceğim, demiş. Hz.Peygamber, birkaç soru sormuş, cevaplarını aldıktan sonra: -Sizin en çok sevdiğiniz vaka nedir? diye sormuş. Şeytan: -Bizler hergün akşamları insanlar istirahate çekildikten sonra toplanır ve o gün yaptırdığımız günahlardan bahsederiz. Herkes anlatır; kimi cinayet işlettirdiğinden, kimi hırsızlık yaptırdığından vs. bahseder, ancak birisi : -Ben bu akşam bir karı ile kocanın arasını bozarak onların dargın yatmalarına SEBEP OLDUM.... dediğinde; ONU BAŞ KÖŞEYE OTURTURUZ.. demiş,,,   Devamı